Dışarıda Giyerim Hüznü
Kurumuş yapraklara çizdim eşkalini Eli yanağında bekleyen resmi nereye koysam Gözünün alıştığı dumanlar dağılıyor bacalardan…
Kurumuş yapraklara çizdim eşkalini Eli yanağında bekleyen resmi nereye koysam Gözünün alıştığı dumanlar dağılıyor bacalardan…
Gitmelerin zamanı geçti yağmur dindi çoktan Bir dağın eteklerine bağlı yürüdüğün köprü Mavi kapılardan çekiliyor…
Sancılarını örtsem o yasaklı geceye Göç eden üveyiklerden tutup getirsem Yeşilden bir kapı açsam yüzüne…
Sana çırpınır sulara bürünen zaman Depremler uğuldar her hoşçakalında Ay oturmuş avuçların olmalıydı Gölgesinde serinlediğin…
her atım sonra gelene bırakır ömrü sessiz eylemci şafağa kapatır gözlerini eski bir radyodan uzun…
kuşbakışı güneşe benzetiliyordu tarihindeydi hayat hayat çay bahçelerinde haziran yetmezliğine oynanan oyundu tanrının yok peygamberin…
gülmeyi öğretiyorum suya güne sigara bırakmayı… sebebim bağımlılığım seve seve can veririmin tanısı kalbimin erken…
yüzüme aldığım esintiyle gelen tutulmaydı boynumdaki hep aynı yönde giden trenden başını dışarı çıkarıp rüzgarla…
bir kavgadan çıkmış kimsesizdim ayın altında uyurken sen bir damla düşse üstüne ödüm kopacak sessizdim…
ateşten ve külden sonra sorular geçer meridyenleri geceler ve gündüzler yer değiştirir karanlık ışıktır ışıksa…
eridi mumlar semazenlerin avcunda umaylar devrildi kılıçların üstüne bir bir semanın yasasınca seyreyleyen gezegenlerimiz kutsal…
akşam ki hışırtısıdır yalnızlığımın kara dallarıyla iner acının ağaçlarından kanadığım yere yatağını seren derecik topla…