‘alçaktan uçan güvercin’ ÜSTÜ KALSIN Ölüyorum tanrım Bu da oldu işte Her ölüm erken ölümdür Biliyorum tanrım Ama,ayrıca,aldığın hayat Fena değildir.. Üstü kalsın.. Cemal Süreya dil anlayışını “Türkçeden bir kıl kopar içinde güneşler, dünyalar, ırmaklar vardır. Ama Türkçe’den koparacaksın.” diye açıklıyor. Cemal Süreya’nın Yapı Kredi Yayınlarından çıkan DOĞAN HIZLAN’ın hazırladığı ÜSTÜ KALSIN seçkiler kitabının 6.baskısını okuyorum […]
Sevdanın böylesi, yakıyor bedenimi. Gözlerim görmüyor, kalbim durmuyor. Sen, İçime attığım korkularım. Kabuslarımın eşiğisin. Yol bulur da çıkar diye. Her an dua ettiğimsin. Ama susmuyor, susmuyor bu kahbe gönül. Yıkılanlara, yakılanlara rağmen seviyor, Hala katilini istiyor. En olmadık yerden kırıyor, ezip geçiyor. Ama hala ondan gelecek bir haber için geceyi gündüz ediyor. Yıkacak gücümde kalmadı, […]
Yağmur dalgaları, dalgalar yağmurları dövüyordu. Gökyüzü vahşi bir ölü gibiydi. Gri, solgun, ama şiddetli… Dayanamıyordu. Kapkara gözleri dalmıştı azgın sulara. İstiyordu işte, sadece ve sadece istiyordu. Dalgaların altı sessiz miydi? Durgun muydu? Merak ediyordu. Yaklaştı ve yaklaştı. Rüzgâr kokuyordu, yağmur ile birlikte saçlarını karıştırıyordu… Gözlerini kapatıp kollarını açtı ve… Aşağı doğru uçtu. Teknenin pruvasından masmavi […]
Sanat, birlikte yaşamaktır. Ama sanatla herkes yaşar, aslı sanatı yaşamaktır. Her bir zerresini yüreğine bağlamaktır. Yüreğine kalemini emanet etmektir. Sevgiyi en yoğun haliyle yaşamak, yaşadıklarını sayfalara anlatmaktır. Geçtiğimiz yazı geçmemek, anılarını yarattıklarınla bulmaktır. Suskunluğa göz yummamak, ses çıkarmak, yeni bir dil yaratmaktır. Kendinle dertleşebilmek, çareni gökyüzüne bağlamaktır. Hayata tersinden bakmak, düzene alışmamaktır. Konuşmaktır; satırlarla, mısralarla, […]
Bu toplumun yaraları aynı, belki hepimizin de. Birini darda görünce yüreğimiz yanıyor, kendi dertleri ile çaresiz, çözümsüz olanın yerine kendimizi koyuyoruz. Ötekini anlamaya çalışıyoruz. İşte böyle bir şeyi 2000’ li yılların başında, Bursa’ da yaşamıştım. Uğradığım bir yakınım, bizim Erzurum’ da çok tanınan Aşık Reyhani’ nin Bursa’ nın bir köyüne göç ettiğini söylemişti. Şimdi bile […]
Görmeyi en çok istediğim ülkelerden biriydi Küba. Yıllar yılı çok şey yazılmış, söylenmişti Amerika kıtasındaki bu küçük ülke için. 1990’da Sovyetler Birliği’nin çözülmesinden sonra “Sosyalizmin son kalesi” olarak tek başına kalmıştı. Emperyalizmin açık-gizli saldırılarına uğramış; yarım yüzyıldır süren ABD ablukasına karşın ayakta kalmayı başarmıştı. Ancak ABD Başkanı Barrack Obama’nın Küba’yı ziyareti sonrasında ülkede kimi değişimlerin […]
Yirmi yıl kadar önce İzmir’de hem matbaacılık, hem yayıncılık yapan bir işyerinde aşağı yukarı bir yıldan fazla çalıştım. İşyeri sahibi dostum Âdem Kargı, evvel ezel bir “Çocuk Yazarlar Yarışması” düzenlemek istediğini fakat bunun yolu yordamının ne olduğu konusunda herhangi bir fikri olmadığını belirtti. Hemen işe koyuldum: Valilikten Milli Eğitim Müdürlüğüne resmi yazışmaları tamamladım. Ardından süreci […]
Celal’in çektiği fotoğrafları görünce, önce hobi olarak başladığı sonra okulunu okuduğu fotoğrafçılık mesleğine ilgi duymaya başladım. Bir gün Celal’le sohbet ederken bu ilgimi anlattım. Sadece hobi olarak fotoğraf çekmek istiyordum. Bana yardımcı olmasını rica ettim. Önce fotoğraf makinesi almam gerekiyordu. Celal, “Hamza Rüstem’e gidelim orada yardımcı olurlar” dedi. Meşhur Hamza Rüstem’i ilk o gün duydum. […]
Şiiri sevenler, iddia ediyorum, Cemel Süreya ‘ nın en az üç şiirini bilir. Birincisi muhtemelen ‘ Üstü Kalsın’ dır. “Ölüyorum tanrım/ Bu da oldu işte/ Her ölüm erken ölümdür/ Biliyorum tanrım/ Ama aldığın şu hayat/ Fena değildir/ Üstü kalsın ” Bu dizeler hangimizin duygu dünyasında bir fırtına etkisi yaratmaz ki? Geçen gün kitaplığımı karıştırırken O […]
Eskiden “güfte” vardı. Güfteler, şarkı formunda yazılan, “şiir” ağırlıklı ürünlerdi. Daha çok, Divan Edebiyatı’nın kalıplarına uygun biçimde yazılırlardı. Bu şiirsel sözlerde bir izlek bütünlüğü ve ustalık gözlenirdi. Besteden bağımsız okunsalar da sanatsal değerlerinden bir şey yitirmezlerdi. Çünkü onları yaratanlar, “şarkı sözü yazarları” değil gerçek ozanlardı! Şimdi öyle mi? Yazının, şiirin uzağından geçmemiş birtakım “medya maymunları”, […]
Geçenlerde eski dergileri (Dönemeç, Varlık, Adam Sanat, Gösteri, Damar, Fayton…) karıştırırken birçoklarını unuttuğum eski yazılarıma rastladım. Özellikle de tartışma yazılarıma… Aradan bunca yıl geçmiş tabii; bazılarını gereksiz, bazılarını acemice buldum. Kendi kendime, keşke o tartışmalara girmeseydim, dedim. Sözgelimi, Edip Cansever’in ölümü üzerine Refik Durbaş’ın Cumhuriyet’teki baştan savma yazısına takılmayıp “Bayat Filmin Taze Kopyaları”nı yazmasaydım. Hadi […]
Gerçekten sevdiğiniz birini kaybettiğiniz zaman içinizdeki boşluğu asla bir daha dolmayacağını düşünürsünüz. Bu birinin ölüm haberi veya ayrılık acısıyla yaşadığınız bir duygu olabilir. Ölüm veya ayrılık, gidenin yeri kimi zaman doldurulamaz. Hep bir yerlerde, çok uzakta değil kalbinizin minicik kenarında, sizi arada yoklayan bir çizik, küçük bir yara olarak kendini hatırlatır. Kitaplar eski fotoğraflar gibidir […]