Saraydan Sokaklara Toplumcu Bir Kalem: Suat Derviş

Suat Derviş’in edebiyat tarihimizdeki yeri tartışmasızdır. Hem tarihsel hem sosyolojik zorlukların, hem de kadın olmanın yükünü taşıdığı bir dönemde yaptığı yazarlık tercihi, ancak onun gibi dirençli ve ödün vermez bir kişiliğe özgü olabilirdi. Üstelik bu tercihi yaparken sınıfsal avantajlarını hiçe sayarak safını yoksul halktan yana belirlemiştir. Bireysel özgürlüğünü defalarca yitirmiş, ağır yoksulluklarla mücadele etmiştir. Daha açık bir ifadeyle bireyci yazın dünyasına yönelmemiş, Toplumcu Gerçekçi edebiyatın öncülerinden biri olmuştur. Bu duruşuyla Ankara Mahpusu ve Fosforlu Cevriye gibi dev eserler ortaya koymuş; her iki romanda da sınıfsal tercihini açıkça göstermiştir. Kaleminin gücünü her daim ezilenlerden ve “ötekileştirilenlerden” yana kullanan yazarın Ankara Mahpusu adlı başyapıtı, Fransız eleştirmenler tarafından İvo Andriç’in Drina Köprüsü ile kıyaslanmıştır.

Entelektüel Temel

1903 yılında Moda’da Batılılaşma yanlısı köklü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Suat Derviş’in asıl adı Hatice Saadet Baraner’dir. Dedesi Müşir Derviş Paşa, Avrupa’ya eğitime gönderilen ilk Türk öğrencilerindendir ve Darülfünûn’un kurucularındandır. Babası Prof. Dr. İsmail Derviş ise dönemin önde gelen jinekologlarındandır. Evde mürebbiyelerle yüksek bir kültür ortamında yetişen Suat Derviş, küçük yaşta Fransızca ve Almanca öğrenmiştir.

Nâzım Hikmet ile Başlayan Yazın Serüveni

Derviş’in yazarlık yeteneğini ilk fark eden kişi, çocukluk arkadaşı Nâzım Hikmet’tir. 1918’de henüz 15 yaşındayken “Hezeyan” adlı mensur şiiri, haberi olmadan Alemdar gazetesine gönderilmiş ve yayımlanmıştır. Bu ilk çıkış, Yusuf Ziya Ortaç ve Mehmet Rauf gibi dönemin usta kalemleri tarafından heyecanla karşılanmış; Derviş, Türk edebiyatının yükselen yıldızı olarak tanımlanmıştır.

“Kara Kitap” ve Gotik İzler

1921’de yayımlanan ilk romanı Kara Kitap, ölüm döşeğindeki genç bir kızın iç dünyasını anlatır. Batı’nın gotik edebiyat unsurlarını taşıyan bu eser, genç bir kadının kaleminden çıkmasıyla dikkat çekmiştir. Aynı dönemde gazetecilik de yapan Derviş, 1923’te Lozan Konferansı’nı takip eden ilk kadın muhabir olarak tarihe geçmiştir.

Almanya Deneyimi ve Siyasi Bilinç

1927’de konservatuvar eğitimi için Berlin’e giden Derviş, burada felsefe ve edebiyata yönelmiştir. Almanya’da yükselen faşizme bizzat tanıklık etmesi, politik duruşunu keskinleştirmiştir. Halide Edip’ten sonra yurt dışında eserleri yayımlanan ilk kadın yazarımız olmuştur. Hitler’in iktidara gelişiyle gazetecilik yapma imkânı kalmayınca, 1933’te babasının ölümü üzerine Türkiye’ye dönmüştür.

Yasaklar, Tutukluluk ve Uluslararası Başarı

1941’de TKP Genel Sekreteri Reşat Fuat Baraner ile evlenmesi ve Yeni Edebiyat dergisindeki aktif rolü, onu siyasi baskıların odağına yerleştirmiştir. 1944’te eşiyle birlikte tutuklanan Derviş, ağır bedeller ödemiştir. 1950’li yıllarda Avrupa’da yaşamak zorunda kalmış, ancak burada büyük bir başarıya imza atmıştır. Ankara Mahpusu (Le Prisonnier d’Ankara) 1957’de Fransa’da yayımlandığında 18 dile çevrilmiş ve dünya eleştirmenleri tarafından Ivo Andriç’in eserlerinden bile daha çarpıcı bulunmuştur.

Fosforlu Cevriye: Zirve ve Hüzünlü Bir Veda

Derviş’in en popüler eseri Fosforlu Cevriye, toplumsal gerçekçiliğin zirvesidir. Türkiye’de basılmadan önce Sovyetler Birliği’nde Radi Fiş çevirisiyle geniş kitlelere ulaşmıştır. Roman sinemaya uyarlandığında büyük başarı kazanmış, ancak Derviş bu başarının maddi karşılığını hiçbir zaman alamamıştır.

Eşi Reşat Fuat’ın vefatından sonra film yapımcılarından kalan küçük alacağını isterken yazdığı şu satırlar, edebiyat tarihimizin en sarsıcı notlarından biridir:

“Bu kadar küçük bir para için sizi hiçbir zaman rahatsız etmek istemezdim. Fakat 20 gün evvel kocamı kaybettim. Bu kadar gülünç bir paraya ihtiyacım var.”

1972’de hayata gözlerini yumduğunda, geride aristokrat doğup ezilenlerin yanında ölen, unutulmaz bir isim bırakmıştır.

Kaynakça

  • Behmoaras, L. (2017). Suat Derviş: Efsane Bir Kadın ve Dönemi. İstanbul: Doğan Kitap.
  • Günay (Erkol), Ç. (2001). Toplumcu Gerçekçi Türk Edebiyatında Suat Derviş’in Yeri. (Yüksek Lisans Tezi). Bilkent Üniversitesi.
  • Derviş, S. (1968). Fosforlu Cevriye. İstanbul: May Yayıncılık.
  • Derviş, S. (1921). Kara Kitap. İstanbul: Alemdar Gazetesi Matbaası.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir