Modern İran öykücülüğünün kurucu ismi Sadık Hidâyet’i Türkçede çoğunlukla Kör Baykuş’un ağır ve puslu atmosferiyle tanıdık. Behçet Necatigil’in eşsiz çevirisiyle yazın dünyamıza giren bu başyapıt, 1937’de yayımlandığında Kafka’dan Dostoyevski’ye, Rilke’den Poe’ya uzanan o sarsıcı edebi damarın Doğu’daki en güçlü karşılığı olarak selamlanmıştı. Hidâyet, her ne kadar “İran’ın Kafka’sı” olarak anılsa da o, 1903’te Tahran’da başlayan ve 1951’de Paris’te kendi eliyle noktaladığı acı, yalnızlık ve umutsuzluk dolu hayatıyla modern edebiyatın en özgün figürlerinden biridir.
Hidâyet’in titiz bir araştırmacı kimliğiyle kaleme aldığı bir diğer önemli yapıtı ise Hayyam’ın Terâneleri’dir (Terânehâ-yi Heyyâm). İlk baskısı 1934’te Tahran’da yapılan ve Mehmet Kanar tarafından Türkçeye kazandırılan bu eser; sadece bir derleme değil, bir dehanın başka bir dehayı anlama ve anlatma çabasıdır.
Filozof ve Bilgin Olarak Hayyam
Sadık Hidâyet, kitabın giriş bölümünde insanlık tarihinin en önemli bilim insanlarından ve filozoflarından biri olan Ömer Hayyam’ın şair kimliğini sığ tartışmalardan çekip çıkarır. Hidâyet’e göre Hayyam, ölümünden sonra rubaileri istismar edilmiş, “dinsizlik” ya da “gümrahlık” damgası vurularak taklitçileri ve düşmanları tarafından derlenmiş sahte belgelerin kurbanı olmuştur. Hidâyet, gerçek Hayyam’ın felsefi dünyasıyla ilgisi olmayan uydurma rubaileri tek tek ayıklarken, onun evrensel ve sarsılmaz düşünce yapısını merkeze alır.
Hidâyet’in Hayyam’a duyduğu derin sempati, metnin her satırında hissedilen üstün bir tahlil gücüne zemin hazırlar:
“Hayyam’ın her düşüncesini tek tek büyük şairlerde ve filozoflarda bulmak mümkündür; ancak bunların hiçbirini Hayyam’la mukayese etmek mümkün değildir. Hayyam, üslubunda onlardan çok ileridedir. Ondaki sağlam yapı; onu her şeyden çok Lucretius, Epikuros, Goethe, Shakespeare ve Schopenhauer ile baş başa giden büyük bir filozof ve şair olarak karşımıza çıkarır.”
Şair Ömer Hayyam ve Dilin Gücü
Hidâyet’e göre Hayyam’ın gücü, sade bir dille söylenmiş dizelerinin altında yatan o geçmek bilmeyen derinliktedir. Bilgin ve şair kimliğinin tek bir potada erimesiyle ortaya çıkan rubailer ve terâneler, Fars edebiyatını biçim ve içerik olarak kökten etkilemiştir. Kitabın bu bölümünde, Hayyam’dan doğrudan etkilenen büyük şairlere ve onlara ilham veren dörtlüklerin analizine yer verilir. Akıcı ve yetkin bir üslupla örülen bu kısımlar, okuyucu için kapsamlı bir şiir estetiği değerlendirmesine dönüşür.
Ömer Hayyam’ın felsefesini ve şiirini; Sadık Hidâyet gibi sarsıcı, titiz ve tahlil yeteneği üst düzey bir yazarın perspektifinden okumak büyük bir şanstır. Hayyam’ın Terâneleri, Doğu’nun bu iki dev isminin zamansız buluşması olarak raflardaki yerini koruyor.
Hayyam’ın Terâneleri, Sâdık Hidâyet, Farsça aslından çeviren: Mehmet Kanar, Yapı Kredi Yayınları,
1. baskı: İstanbul, Temmuz 1999 – 8. baskı: İstanbul, Ağustos 2014
Yayınlanma tarihi: 26 Haz 2020, 21:10

