Öyle mektuplar alıyorum senden Sanki meçhulden yazıyorsun gülüm Hasrete kızıp yakınırsın benden Aşkımızdan mı beziyorsun gülüm Neler oluyor bana bir yanıt ver Bilinmez yer mi anlattığın o yer Kuşkuların hep içim içimi yer Hangi alemde geziyorsun gülüm Yalnız bir yerde kaldığın aşikar Sabır teselli etmiyor mu bir kâr Her şeyi anlat etme bana inkâr Yufka […]
Kurumuş yapraklara çizdim eşkalini Eli yanağında bekleyen resmi nereye koysam Gözünün alıştığı dumanlar dağılıyor bacalardan Yağmuru kesiyor yarandaki kan Öfkeyle seyrettiğin gençliğin değil Ağlayan hallerin bu senin Daha çok yorulacaksın Sil kirpiklerinde kalan tuzun yalansı çiylerini Vazgeç eskiyi sevda yapmaktan Ben kendimi her suda ağlayabilirim Dışarıda giyerim hüznü Bir ateş düşmüş iklimine Sen içerideki karanlığı […]
ben seninle gideceğim her yere kılcal damarlar dahil sevginin dokun kaynağına insan görünümlü kaş göz zehirden daha zehir dolanır yılan kıvrımı ağız içinde söz seni ilk kez dışında sınırların hırçınlığında belanın kimin kapısı saklamış ipini hainin dün neyse bugün de ışmarla oynanmak ta oyunlar ekmeğin hatrına suyun ve tuzun nasıl kıyılır kıyılır mı canı kucaklıyan […]
Gül odasından dışarı çıkma Bırak kibrin zehri dışarı aksın Bak fiyakalı bir gemi geçiyor Gözlerinin sonsuz denizinden. Sularına çekilen bir liman olmak isterdim Ağustos böceği şarkılar söylüyor mavi bir ıslıkla. Farzet ki hayat bir şarkıdan ibaret Sen yalnızca gözlerime bak ve gülümse. Karıncalara su ver Kuşlarla konuş Ellerimi tut ve dans et hayatla Kelimelerin toprağına […]
Onun kristal bir ruhu vardır ve şarap tadındadır sıcak, buğulu Blues bir şiirdir, uçurum bir kadındır fakat sizi çölden kurtarır Uzun bir yolculuktur kalbi, içinin güneşi yirmi dört saat açık “ Kimi sevdiğimi bana sarılmasından anladım “ diyen düş yüzlü Bir kadındır, eskimeyen bir sevgilidir bakışları, size bir tüy üfler Uzaklardan, bahar sıkıştırır avucunuza, gülün […]
söylesem gerçeği sen incinirsin, sussam sancır içimde birikenler kuyulara bağırışım bu yüzden bu yüzden mağaralara iç dökmem gerçeklik ağacının soğuk dallarına sözlerimi yaprak yaprak çaputlar gibi bağlayışım bu yüzden mağara duvarlarınının mırıldanışı bana fısıldanışı bu yüzden kuyuların bakışlarımı nakışlayışı bu yüzden gerçeklik ağacında çıplak dalların pek modern ve insancıl bir durum kafamın mağara duvarındaki çetele […]
Hiç kullanılmamış bir yüzünüz vardı, sizi kanımın içinde saklardım, küçük ve masum bir uykuydunuz, ödünç bir rüyadan çalmıştım beyazınızı, yağmur kokardı nefesiniz, elleriniz serçeydi, ıslığınız klarnet, nehir gibi geçerdim gözlerinizden, nemli bir geceydiniz, erguvan bir inlemeydi yokluğunuz! Ben işte orada pastel bir buğunun onarılmaz yazgı- sıydım, uçarı bir kelime, ıssız bir cümleydim, sanki yeşil bir […]
bilmiyordun henüz terk edilişleri
terk etmeyi bilmiyordun
sardıkça etrafını sorunlar
fersah fersah kaçma isteklerini uzaklara
Öyle çabuk tükendi ki yıllar
Zoraki kanıksadım bu şehri
Sarsa da çepeçevre böğürtlen dikenleri
Artık alıştım, acıtmıyorlar.
Toprak Saracak bedenimi Yumuşak serin toprak Eriyeceğim buz gibi Rüzgârın koynunda Kum tanesi kadar çaresiz […]
Günün bitiminde yeni güne başlarken geceleyin Dalgaların davet çıkaran okşayışı kıyılarında Sahil ışıklarının hoyrat yansıyışı yakamozlarda Gökyüzü Ağustosta yıldız kaydırmaca oynarken Tutulan dileklerde acırsın yol alan huzmelere Anılar canlanır acı tatlı bir avuç kadar dolulukta Parmaklarını açarsın istemediklerin aksın su gibi Sevdiklerini sakla iki elde bir avuç yumruk gibi Oturduğun yerde sivri taş kalk dercesine […]
giderim belde belde ben gidemem kendimde ayrılık gömleğini giyemem bu bedende Elbistan ovasında Ceyhan buz ortasında Nurhak’ın dağlarında seslenirim duysana can cana yoldaş değil kan kana kardeş değil zemheri keskin bıçak yollar bana eş değil Muharrem har içinde ilacı zor içinde elbistana gün doğsun üç canım var içinde Muharrem Yılmaz