Kitap Okurken Not Nasıl Alınır? Okuduklarınızı Kalıcı Bilgiye Dönüştürmenin Yolları
Bir kitabın altını çizmek, önemli bulduğumuz cümleleri bir deftere geçirmek ya da sayfa kenarına kısa işaretler koymak okuma sürecinin parçasıdır. Ancak çok not almak, kitaptan çok şey öğrendiğimiz anlamına gelmez. Bazen onlarca sayfayı işaretler, kitabı bitirdiğimizde ise geriye ne kaldığını hatırlamakta zorlanırız.
Kitap okurken not almak, metindeki bilgileri biriktirmekten çok, okuduklarımızla kendi düşüncemiz arasında bir bağ kurmaktır. İyi bir okuma notu, kitabın söylediklerini tekrarlamaz; okurun neyi önemli bulduğunu, hangi düşünceye itiraz ettiğini ve hangi sorularla baş başa kaldığını gösterir.
Her cümleyi değil, üzerinde durmaya değer olanı seçin
Not tutarken yapılan en yaygın hatalardan biri, kitabın neredeyse her önemli görünen cümlesini kaydetmeye çalışmaktır. Oysa bir metindeki her bilgi aynı değerde değildir. Bazı cümleler anlatılan düşünceyi açıklar, bazıları ise okurun konuya bakışını değiştirir.
Bir paragrafı işaretlemeden önce kendinize şu soruları sorun:
-
Bu düşünce daha önce bildiklerime yeni ne ekliyor?
-
Yazar burada alışılmış bir görüşü sorguluyor mu?
-
Bu cümle başka bir düşünceyle ilişki kurmamı sağlıyor mu?
-
Kitabı bitirdikten sonra bu bilgiyi yeniden kullanmak ister miyim?
Bu sorulardan en az birine anlamlı bir cevap veremiyorsanız, o bölümü not almanız gerekmeyebilir.
Önemli olan, kitabın tamamını deftere taşımak değil, okuma sonrasında yeniden dönmeye değer düşünceleri ayırt edebilmektir.
Notlarınızı farklı amaçlara göre ayırın
Her okuma notu aynı işlevi görmez. Bir romanda dikkatinizi çeken anlatım tekniğiyle bir araştırma kitabında karşılaştığınız kavramı aynı biçimde kaydetmeniz gerekmez.
Kullanışlı bir not sistemi için dört temel başlık yeterlidir:
1. Bilgi notları
Kitaptan öğrendiğiniz yeni bilgileri, kavramları, tarihleri ve açıklamaları kaydedin. Özellikle daha sonra hatırlamak veya araştırmak isteyeceğiniz ayrıntılara yer verin.
2. Düşünce notları
Yazarın bir görüşünü neden önemli bulduğunuzu kendi cümlelerinizle açıklayın. Bir düşüncenin sizde uyandırdığı çağrışımlar da bu bölüme girebilir.
3. Soru ve itiraz notları
Katılmadığınız görüşleri, eksik bulduğunuz açıklamaları ve cevabını aradığınız soruları yazın. Okumayı edilgen bir bilgi edinme sürecinden çıkaran asıl adımlardan biri budur.
4. Alıntı notları
Dilini, anlatımını veya düşünsel gücünü etkileyici bulduğunuz cümleleri kaydedin. Alıntının sayfa numarasını ve kitap bilgilerini de ekleyin. Böylece daha sonra kaynağa kolayca dönebilirsiniz.
Bu ayrım, notlarınızı yalnızca saklanan bir bilgi yığını olmaktan çıkarıp yeniden kullanılabilir bir okuma arşivine dönüştürür.
Kitabın türüne göre not alma biçimini değiştirin
Her kitap aynı dikkatle okunmaz. Bir romanın okurdan beklediğiyle bir felsefe kitabının ya da tarih araştırmasının beklentisi farklıdır. Bu nedenle tek bir not alma yöntemini bütün kitaplara uygulamak verimli olmayabilir.
Roman ve öykü okurken: Karakterlerin değişimine, anlatıcının bakış açısına, zaman kullanımına, tekrar eden motiflere ve olay örgüsündeki kırılma noktalarına dikkat edin. Beğendiğiniz cümlelerin yanında, bir karakterin davranışını anlamlandırmanıza yardımcı olan ayrıntıları da kaydedin.
Şiir okurken: İmge, ses, ritim, sözcük seçimi ve şiirde tekrar eden unsurlar üzerinde durun. İlk okumada anlamını çözemediğiniz dizeleri hemen açıklamaya çalışmayın. Bazen bir şiirin bıraktığı soruyu not etmek, ona aceleyle bir anlam vermekten daha değerlidir.
Deneme ve düşünce kitaplarında: Temel savı, bu savı destekleyen gerekçeleri ve yazarın karşı çıktığı görüşleri belirleyin. Kendi düşüncenizle ayrışan noktaları ayrıca kaydedin.
Araştırma ve bilgi kitaplarında: Temel kavramları, önemli verileri, kaynakları ve birbirleriyle ilişkili bilgileri not edin. Sayısal verilerde tarih ve kaynak belirtmeyi ihmal etmeyin.
Böylece not tutma yöntemi, kitabın yapısına uyum sağlar. Okur da her metne aynı kalıpla yaklaşmak zorunda kalmaz.
Altını çizmekle yetinmeyin: Kendi cümlenizi kurun
Bir kitabın altını çizmek hızlı ve kolaydır. Ancak çizilmiş bir cümle, tek başına öğrenilmiş bilgi anlamına gelmez. Aradan zaman geçtiğinde o cümleyi neden önemli bulduğunuzu hatırlamayabilirsiniz.
Bunun önüne geçmek için önemli bir bölümün ardından kısa bir açıklama yazın.
Örneğin, bir romanda anlatıcının olayları yalnızca kendi bakış açısından aktardığını fark ettiğinizde şu notu düşebilirsiniz:
Anlatıcı her şeyi biliyor gibi görünse de okura yalnızca kendi algısının sınırları içinden bilgi veriyor. Bu durum, diğer karakterlerin davranışlarını değerlendirmemizi etkiliyor.
Bu not, romandan alınmış bir cümleden daha işlevsel olabilir. Çünkü yalnızca ne okuduğunuzu değil, okuduklarınızdan ne çıkardığınızı da gösterir.
Bir başka yararlı yöntem, bölüm sonunda kitabı kapatıp birkaç cümleyle o bölümün ana düşüncesini yazmaktır. Kitaba bakmadan yapılan bu kısa özet, gerçekten neyin anlaşıldığını görmenizi sağlar.
Dijital not mu, kâğıt defter mi?
Notların nerede tutulduğu, nasıl tutulduğundan daha az önemlidir. Kâğıt defter, okuma sırasında düşünceleri serbestçe kaydetmek ve sayfalar arasında bağlantılar kurmak için elverişlidir. Dijital not uygulamaları ise arama, sınıflandırma, etiketleme ve farklı kaynaklardan gelen bilgileri bir araya getirme konusunda kolaylık sağlar.
İki yöntemin de kendine özgü avantajları vardır:
-
Kâğıt defter: Serbest notlar, kişisel yorumlar ve hızlı düşünce kayıtları için uygundur.
-
Dijital notlar: Uzun vadeli arşivleme, konu başlıklarına göre sınıflandırma ve kaynaklara yeniden ulaşma açısından kullanışlıdır.
-
Karma yöntem: Okuma sırasında kâğıda not alıp daha sonra yalnızca önemli olanları dijital ortama aktarmak mümkündür.
Hangi yöntemi seçerseniz seçin, notlarınızın kolay bulunabilir olması gerekir. Bir süre sonra aradığınız düşünceye ulaşamıyorsanız, en kapsamlı not arşivi bile işlevini yitirir.
Sık yapılan hatalar
Not tutmak için harcanan zamanın okumayı kesintiye uğratması, yöntemin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösterir. Özellikle şu alışkanlıklardan kaçınmak yararlı olur:
-
Aşırı alıntı yapmak: Kitabın büyük bölümünü deftere geçirmek, kişisel düşünce geliştirmeye ayrılan zamanı azaltır.
-
Yorum eklememek: Yalnızca yazarın söylediklerini kaydetmek, okurun kendi değerlendirmesini görünmez kılar.
-
Kaynak bilgisini atlamak: Sayfa numarası, kitap adı ve yazar bilgisi bulunmayan alıntılar zamanla kullanışsız hâle gelir.
-
Notları yeniden okumamak: Biriktirilen notlar gözden geçirilmediğinde kolayca unutulur.
-
Her kitapta aynı yöntemi uygulamak: Farklı türlerin farklı okuma ve değerlendirme biçimleri gerektirdiği unutulmamalıdır.
Not tutmanın amacı okuma sürecini ağırlaştırmak değil, okunan metinle daha bilinçli bir ilişki kurmaktır.
Küçük bir uygulama: Bir kitabı beş notla tamamlayın
Bir sonraki kitabınızda kapsamlı bir not sistemi kurmaya çalışmak yerine küçük bir deneme yapın. Okuma boyunca yalnızca şu beş soruya cevap arayın:
-
Kitabın temel düşüncesi veya meselesi nedir?
-
En çok dikkatimi çeken bölüm hangisiydi?
-
Hangi düşünceye katılıyorum, hangisine itiraz ediyorum?
-
Kitaptan aklımda kalmasını istediğim bir cümle nedir?
-
Bu kitap bana hangi yeni soruyu düşündürdü?
Kitabı bitirdiğinizde bu beş sorunun cevaplarını yeniden okuyun. Elinizde artık kitabın sayfa sayfa özeti değil, sizin okuma deneyiminizi yansıtan kısa bir değerlendirme bulunacaktır.
Sonuç: İyi not, yeniden düşünmeye çağıran nottur
Kitap okurken not almanın değeri, kaç sayfa yazıldığıyla veya kaç cümlenin altının çizildiğiyle ölçülmez. Asıl mesele, okuma sırasında karşılaşılan düşüncelerin zihinde nasıl bir karşılık bulduğudur.
Bazen tek bir cümle, bir kitabın bütününden daha uzun süre zihnimizde kalabilir. Bazen de katılmadığımız bir düşünce, üzerinde yeniden durmamız gereken bir sorunun başlangıcı olur.
Bu nedenle iyi bir okuma notu, kitabın yerine geçmeye çalışmaz. Okurun kitaba yeniden dönmesini, düşünceler arasında bağlantı kurmasını ve kendi yorumunu geliştirmesini sağlar. Kitap okumak bilgiyi edinmekse, not almak o bilgiyle düşünmeye başlamaktır.
