EL ELDEN ÜSTÜNDÜR Prodenzano Lokantası’nın bir köşesine oturmuş, bir yandan makarna yiyor, bir yandan da konuşuyorduk. Jeff Peters önündeki makarna tabağının üzerinden bana dolandırıcılığın üç türünü açıklıyordu. Jeff her kış New-York’a spagetti yemeye, kürk paltosuna gömülerek East River’dan gelip geçen gemileri seyretmeye, Fulton Street’deki dükkânlardan birinden Şikago işi biraz giysi almaya gelirdi. Yılın öbür üç […]
Kızılbaş Alevilerin Düşkün Ocağı Hıdır Abdal Sultan Ali Yaman (İstanbul Üniversitesi) Anadolu Kızılbaşlarının tek Düşkün Ocağına adını veren Hıdır Abdal Sultan, Anadolumuzun büyük erenlerinden Karaca Ahmed Sultan’ın oğludur. Bilindiği üzere Karaca Ahmed Sultan “Gözcü” olarak nitelendirilir. Şüphesiz Karaca Ahmed Anadolu’ya yerleşen kolonizatör dervişlerdendir. Karaca Ahmed Sultan’ın İstanbul, Manisa ve Afyon’da makamları bulunmaktadır. Karaca Ahmed Sultan’la […]
KİMİ KİMİNLE NEDEN KIYASLARIZ? En sık rastlanan davranışlardan bir tanesi de ‘KIYASLAMAK’tır. Aslında yapılmaması gereken davranışlardan önemlisidir. Bu çocuğumuzu olumsuz etkiler ve tepkisel davranmasına yol açar.
YILDIZSIZ GECE ——————————————————————————– Esin SAHIN “Hani her bende sen vardın da/Hiçbir sende ben yokum ya…” İşte bu mısraları her okuduğumda, annemin babama olan tutkusu geliyor aklıma ve babamın bu tutkuya verdiği karşılık.
Canım Annem; Sana yazdığım bu kaçıncı mektup bilemiyorum, kaçıncı yırtılmaya mahkûm olan ya da başucuna koyulup öylece bir rüzgârla savrulan kaçıncı kâğıt… Bu yazdıklarımı okuyamaman öyle üzüyor ki beni, anlatamıyorum sana ruhumun parçalanmış hâlini. Sarı bir mumun, kör ışığının gölgesinde, ellerim titreyerek, gözlerimden damlalar akıtarak yazıyorum bu mektubu, tıpkı öncekiler gibi… Yazdıkça hatırlıyorum seni, senle […]
“Dünyanın Bütün Çiçekleri” Şiiri Üzerine ——————————————————————————– Dr. Adem ORAKÇI “Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin.” Köy öğretmeni Şefik Sınığ’ın ölürken söylediği bu son sözleriyle başlayan “Dünyanın Bütün Çiçekleri” adlı şiir, Cumhuriyet dönemi şairlerinden Ceyhun Atuf Kansu’nun en güzel şiirlerinden birisidir. Kansu, “hekim olarak en ıssız köşelerine kadar dolaştığı Anadolu’nun dertlerini dile getiren şairlerindendir.”1 […]
Kaptan’in Seyir Defteri’nden ——————————————————————————– Ömer KARAYILAN RÜYA TABİRİ Aşkı burada buldum diyebilmek ne zor… Aşk dişimizle tırnağımızla kazarak, savaşarak elde ettiğimiz bir şeydi. Aşk bulunan bir şey değildi. Zaten hayatta hazır bulduğumuz şeyler zorluklar ve yangınlardı. Sıcak bir külü avuçlamaktı yaşadığımız, sevmek adına…
PERDELERIN AÇILISI ——————————————————————————– Fatma KAYGISIZ Sen, sakladığım hatta hiç kapısını çalmadığım bir gizemsin gönlümün kuytu limanlarında yaşayan, solan bir gül goncası belki de koklamaya bile kıyamadığım bir nergis. Sen benim gönül damarımı çıldırtan bir kan ve aşikâr bir ağrıdan ibaretsin.
SICACIK POGAÇALAR ——————————————————————————– Gülçin ÖZBAY Ben, edebî eserlerde annemin yaptığı poğaça tadını hissederim. Sıcacık, taptaze ve tam kıvamında… Mutfağa beraber gireriz.Ve onun poğaça hamurunu nasıl yoğurduğunu, nasıl kıvama soktuğunu ve bu hamura neleri kattığını merakla izlerim. Yumurtasından ununa dek, o çeşit çeşit malzeme, nasıl bir lezzet şölenine dönüşür, şaşarım.
BU ÖGRETMENLER BÖYLEDIR ——————————————————————————– Tümay YÜKSEK Sınıfta ders anlatıyorsun.Bir öğrenci elinde kalem, sırasının üstüne güzel bir eser çıkarıyor. Ne yapacaksın şimdi?Çocuk ileride ressam olabilir, şair olabilir ya da marangoz olabilir. Şimdi kızayım da şevkini mi kırayım çocukcağızın?Ama kızmazsam da sonra yazılıda dönecek: “Öğretmenim, kâğıdın altına defter koyabilir miyim?Kâğıdım deliniyor, çirkin yazıyorum. Sonra beğenmiyorsunuz.”
Ceviz Agacim Seher TOKTAMIS* O yıl çok güzeldi, özellikle sonbahar mevsimi… Ben sekiz dokuz yaşlarındayken bizim çok lezzetli ceviz veren ağaçlarımız vardı. Sonbaharın o esintili ve yağmurlu günlerinde, üstü yeşil kabuk tutup çatlamaya yüz tutmuş cevizlerimin, esen rüzgârın önünden geçmesiyle aşağıya tıp tıp düşmesini izlemek benim için bambaşka bir heyecandı. Onları toplarken başka hayaller kurardım.
“Çanakkale içinde vurdular beni Ölmeden mezara koydular beni…” Radyodan bu dizeler hüzünlü ezgilerle yükselmeye başladığında, Selda, babaannesi ile sohbet etmekteydi. Babaannesi aslında babasının babaannesiydi. Seksen dört yaşında olmasına rağmen gayet dinçti. Ak örtüsü altındaki beyaz uzun saçlarını örer, arkasında tek bir topuz hâline getirirdi. Elleri ve yüzü ihtiyarlığın tabii kırışıklıklarını barındırıyordu. Omurgasında bir sorun olduğu […]