Cumhuriyet Eğitim Devriminin Öncü İsmi Mustafa Necati Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında gerçekleştirilen eğitim reformlarının mimarlarından biri olan Mustafa Necati, kısa süren bakanlık dönemine rağmen Türk eğitim tarihine yön veren en önemli devlet adamlarından biri olarak kabul edilmektedir. “Milli Eğitimde Mustafa Necati Dönemi”, yalnızca bir biyografi değil; aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim anlayışının nasıl şekillendiğini ortaya koyan […]
Belleğin Katmanlarında Yolculuk: Metin Turan’ın Kıbrıs Türk Edebiyatı Üzerine İncelemeler* Adlı Eseri Üzerine Bir Değerlendirme Yakın tarihe kadar, en azından benim çevremde, bağımsız bir Kıbrıs Türk Edebiyatı kavramından söz edildiği duyulmazdı. Kıbrıslı şairlerden, edebiyatçılardan adları anılan birkaç isim dışında da bu “çatışma” ve “turizm” adasına dair duyduklarımız, acıdır ki “kumarhaneler”in eylemini geçmiyordu. Kıbrıs’a ilişkin popüler kültürden […]
Giriş: Şiir Bir Tanıklık Biçimi midir? Türk şiirinde bazı kitaplar yalnızca şiir olarak okunmaz; aynı zamanda bir çağın vicdan kayıtları olarak değerlendirilir. Nâzım Hikmet’in Kuvâyi Milliye Destanı, Ahmed Arif’in Hasretinden Prangalar Eskittim’i, Kemal Özer’in Kimlikleriniz Lütfen’i ya da Ataol Behramoğlu’nun Bir Gün Mutlaka’sı nasıl kendi dönemlerinin tarihsel kırılmalarıyla birlikte okunuyorsa, Koray Feyiz’in 2026 Kemal Özer […]
Uğuldayan Ormandan Tarihsel Bilince Bir Çığlık Ahmet Telli’nin “Kalbim Unut Bu Şiiri” metni, bireysel melankolinin sınırlarını aşarak tarihsel bir kırılma bilincine doğru genişleyen bir iç monolog gibi okunabilir. Şiirin ilk dizelerindeki “uğuldayan orman” imgesi, yalnızca psikolojik bir ürperti değil; öznenin dünyayla kurduğu bağın parçalanmasını gösteren ontolojik bir boşluk alanıdır. Bu noktada şiirin sesi, yalnızlık ile […]
Kaç gündür bir tablonun karşısındayım. Karşısında demek yanlış; bir tabloyla yaşıyorum Kopyaladım, belleğime kazıdım ve onunla bir cebelleşme içindeyim. Sözünü ettiğim, bu benim aklımı başımdan alan Ayla Aksoyoğlu’nun Geyiklerin Annesi adlı yapıtı. Geyiklerin Annesi’ne yoğunlaştıkça, Ayla Aksoyoğlu’nun figüratif anlatı ötesine uzandığını; insan ile hayvan, doğa ile beden, annelik ile primitif hafıza arasında kurulan arkaik bir […]
“Gülden Geliyorum”: Varoluşun Bahçesinde Özgürlük, Sorumluluk ve Aşkın Yükü – Sartre’ın Gölgesinde Bir Şiirin Ontolojisi Giriş: Güncel Şiirde Bir Sesin Arka Planı 2003 yılından bu yana edebiyat dünyasında üretimini sürdüren Erkan Kara, çağdaş Türkçe şiirde gündelik dili imgeyle buluşturan özgün seslerden biri olarak dikkat çeker. Şairin şiirleri, hayattan konuşuyormuş izlenimi veren yalın bir söyleyişle kurulurken, […]
Göğsünü yumruklayarak “aha burası yok mu? İte atsan yemez. Ama benim başımın belası…” diyordu yaşlı adam. Tramvaydan inip ara sokaklarda dolaşma niyetindeydim o gün. Ancak sokaklarda göreceklerim onun bu hezeyan dolu çırpınışlarından daha ilginç olamazdı. Gözlerim cansız kış güneşinin buz tabakasındaki yansımasında gezinirken kulağım ondaydı. İnsanlara ilgimi yitireli çok olmuştu. Bu nedenle cadde boyunca koşuşturanlar […]
“İstiare (Eğretileme) Metafor Değildir”e Garip Bir Gerekçe: Aristoteles’te Kalalım Son dönemlerin moda yaklaşımlarından biri de, eğretileme (istiare) kavramının metafor kavramını karşılayamayacağı. Dilbilimcilerimiz bu görüşte değil ama sosyal bilimcilerimizin çoğu böyle düşünüyor. “Eğretileme (istiare) = metafor” anlayışını eleştirenlerin ana gerekçesi, “metafor”un içerikçe genişlemeye uğramış, apayrı bir kavram konumuna gelmiş olması. “Metafor” kavramı Batı’da geliştirilip genişletilirken “eğretileme” […]
Sevgili Dağlarca… “Yeter der kişi kendine/ Damla damla yapsan denizi / Damla damla yapsan evreni / Hepsi şu serçenin sesi etmez” Mektubuma nereden ve nasıl başlayacağımı inan bilmiyorum. Az önce bir dergiden arayıp size mektup yazmamı istediler benden. Hem aceleymiş hem de bir sayfayı geçmeyecekmişim. Fazıl Bey siz beni yıllardır tanırsınız. Aynı semtte oturmanın da […]
Yalnızlık üzerine güzelleme yapacak değilim. Üstelik yazınsal anlamda yaratıcılığı beslediğini deneyimlemiş biri olarak… Dahası, yalnızlığı parçalayan aşka hiç inanmam. Fakat konumuz tamı tamına bu değil. Konuyu buraya getiren, -okumakta geç kaldığımı itiraf ederek söylemem gerekirse- İtalyan edebiyatının önemli adlarından Dino Buzzati’nin Tatar Çölü adlı düşündürücü romanı oldu. Okuyanlar bilirler: Giovanni Drogo, şehre hayli uzak, ıssız […]
Modern İran öykücülüğünün kurucu ismi Sadık Hidâyet’i Türkçede çoğunlukla Kör Baykuş’un ağır ve puslu atmosferiyle tanıdık. Behçet Necatigil’in eşsiz çevirisiyle yazın dünyamıza giren bu başyapıt, 1937’de yayımlandığında Kafka’dan Dostoyevski’ye, Rilke’den Poe’ya uzanan o sarsıcı edebi damarın Doğu’daki en güçlü karşılığı olarak selamlanmıştı. Hidâyet, her ne kadar “İran’ın Kafka’sı” olarak anılsa da o, 1903’te Tahran’da başlayan […]
Mekânın Ontolojisi ve Yeraltından Öteki Notlar: Cem Savran’ın “AV” Romanı Üzerine Bir İnceleme
Cem Savran’ın ilk romanı AV- “Yeraltından Öteki Notlar”, Türk edebiyatında insan-mekân ilişkisini en güçlü sunan eserlerden biri olarak öne çıkıyor. Mekân, bu romanda sinematografik betimlemelerin çok ötesinde; hem atmosferi oluşturan hem de karakterleri koşullayan canlı bir varlık olarak karşımıza çıkıyor.