Yazar: imgelem

“Gülden Geliyorum” Erkan Kara

“Gülden Geliyorum”: Varoluşun Bahçesinde Özgürlük, Sorumluluk ve Aşkın Yükü – Sartre’ın Gölgesinde Bir Şiirin Ontolojisi Giriş: Güncel Şiirde Bir Sesin Arka Planı 2003 yılından bu yana edebiyat dünyasında üretimini sürdüren Erkan Kara, çağdaş Türkçe şiirde gündelik dili imgeyle buluşturan özgün seslerden biri olarak dikkat çeker. Şairin şiirleri, hayattan konuşuyormuş izlenimi veren yalın bir söyleyişle kurulurken, […]

Yurtsuz Kalp

Göğsünü yumruklayarak “aha burası yok mu? İte atsan yemez. Ama benim başımın belası…” diyordu yaşlı adam. Tramvaydan inip ara sokaklarda dolaşma niyetindeydim o gün. Ancak sokaklarda göreceklerim onun bu hezeyan dolu çırpınışlarından daha ilginç olamazdı. Gözlerim cansız kış güneşinin buz tabakasındaki yansımasında gezinirken kulağım ondaydı. İnsanlara ilgimi yitireli çok olmuştu. Bu nedenle cadde boyunca koşuşturanlar […]

“İstiare Metafor Değildir”in Garip Gerekçesi

“İstiare (Eğretileme) Metafor Değildir”e Garip Bir Gerekçe: Aristoteles’te Kalalım Son dönemlerin moda yaklaşımlarından biri de, eğretileme (istiare) kavramının metafor kavramını karşılayamayacağı. Dilbilimcilerimiz bu görüşte değil ama sosyal bilimcilerimizin çoğu böyle düşünüyor. “Eğretileme (istiare) = metafor” anlayışını eleştirenlerin ana gerekçesi, “metafor”un içerikçe genişlemeye uğramış, apayrı bir kavram konumuna gelmiş olması. “Metafor” kavramı Batı’da geliştirilip genişletilirken “eğretileme” […]

Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya Mektup

Sevgili Dağlarca… “Yeter der kişi kendine/ Damla damla yapsan denizi / Damla damla yapsan evreni / Hepsi şu serçenin sesi etmez” Mektubuma nereden ve nasıl başlayacağımı inan bilmiyorum. Az önce bir dergiden arayıp size mektup yazmamı istediler benden. Hem aceleymiş hem de bir sayfayı geçmeyecekmişim. Fazıl Bey siz beni yıllardır tanırsınız. Aynı semtte oturmanın da […]

Yalnızlık, Ey Yalnızlık (Tatar Çölü)

Yalnızlık üzerine güzelleme yapacak değilim. Üstelik yazınsal anlamda yaratıcılığı beslediğini deneyimlemiş biri olarak… Dahası, yalnızlığı parçalayan aşka hiç inanmam. Fakat konumuz tamı tamına bu değil. Konuyu buraya getiren, -okumakta geç kaldığımı itiraf ederek söylemem gerekirse- İtalyan edebiyatının önemli adlarından Dino Buzzati’nin Tatar Çölü adlı düşündürücü romanı oldu. Okuyanlar bilirler: Giovanni Drogo, şehre hayli uzak, ıssız […]

Sadık Hidayet ve Hayyam’ın Teraneleri

Modern İran öykücülüğünün kurucu ismi Sadık Hidâyet’i Türkçede çoğunlukla Kör Baykuş’un ağır ve puslu atmosferiyle tanıdık. Behçet Necatigil’in eşsiz çevirisiyle yazın dünyamıza giren bu başyapıt, 1937’de yayımlandığında Kafka’dan Dostoyevski’ye, Rilke’den Poe’ya uzanan o sarsıcı edebi damarın Doğu’daki en güçlü karşılığı olarak selamlanmıştı. Hidâyet, her ne kadar “İran’ın Kafka’sı” olarak anılsa da o, 1903’te Tahran’da başlayan […]

AV – “Yeraltından Öteki Notlar” Romanına Bakış

Mekânın Ontolojisi ve Yeraltından Öteki Notlar: Cem Savran’ın “AV” Romanı Üzerine Bir İnceleme
Cem Savran’ın ilk romanı AV- “Yeraltından Öteki Notlar”, Türk edebiyatında insan-mekân ilişkisini en güçlü sunan eserlerden biri olarak öne çıkıyor. Mekân, bu romanda sinematografik betimlemelerin çok ötesinde; hem atmosferi oluşturan hem de karakterleri koşullayan canlı bir varlık olarak karşımıza çıkıyor.

Grinin Elli Tonu

Kitap inceleme yazısı yazmak; bazen sevilerek okunan bir yapıtı değil de sırf satış rekorları kırdığı, niteliği ne olursa olsun göz ardı edilemeyecek bir okur kitlesine ulaştığı için kaleme alınıyorsa, kısa sürede işkence halini alıyor. Ancak yine de bazı filmler, albümler ve kitaplar; çok konuşulup tüketildikleri için eleştirel bir bakışı hak ederler. Grinin Elli Tonu da […]

Yazınsal Bir Tür Olarak Kısa Öykü

Herbert Ernest Bates’in Türkçeye Yazınsal Bir Tür Olarak Kısa Öykü adıyla kazandırılan yapıtı, yalnızca bir inceleme kitabı değil; okuyanı, öykünün tarihsel serüvenine ve ontolojisine dair kapsamlı bir yolculuğa davet ediyor. Son yıllarda dünya genelinde artan bir ilgiyle karşılanan kısa öykü, Bates’in kaleminde tarihsel köklerinden geleceğine, tiyatro ve sinema ile olan yakın akrabalığından usta yazarların zihin […]

Flamingolar Döndü mü? Romanı ve Sosyalist Gerçekçilik Anlayışı

Ne zamandır aklımda Aydemir Çimen’ in Flamingolar Döndü mü[1] romanı üzerine bir şeyler yazmak! Bir önceki romanı Umut Deniz Gibiydi 2019 yılı içinde Türkan Saylan Kültür Merkezi’ inde konuşulmuş, okuyuculara tanıtılmıştı. Ben de o toplantıda vardım, roman 1980’ lerin devrimci mücadelesinin sert geçtiği dönemi, bir ailenin üniversiteye giden oğlunu, ailenin yaşadıkları acıları, devletin ve örgütlü […]

19 Mayıs: Bağımsızlık İstencinin ve Modern Türkiye’nin Doğuşu

19 Mayıs 1919; bir ulusun yazgısının değiştiği, teslimiyetin yerini sarsılmaz bir direnç ve inşa sürecine bıraktığı tarihtir. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından işgale uğramış, orduları dağıtılmış ve egemenlik hakları elinden alınmış bir halkın önünde tek bir seçenek vardı: Ya istiklal ya ölüm. Mustafa Kemal’in Samsun’a attığı o ilk adım, sadece bir askeri strateji değil; aynı zamanda […]

Cem Savran’dan, Metal Kelebek

Şiirde Bir Dönem Tanıklığı: Cem Savran ve Metal Kelebek Cem Savran; 12 Eylül öncesinin koyu karanlık gündüzlerini, toplumsal koşulların ve egemen sınıfın cinnet halini, ilk gençliğinin masumiyetiyle karşılamış şairlerden. Siyasal cinayetler yelpazesinin tam sınırında, hayatı poetik bir duyarlılıkla savunan bir kuşağın sesi… Şiirine sızan derin toplumsal duyarlılık, kuşkusuz bu sisli ve ağır sürecin mirası. Savran’ın […]