Bir hikâyeyi anlatan ses ile hikâyenin yazarı aynı kişi olmak zorunda değildir. Anlatıcı, okura olayları aktaran kurmaca konumdur. Bu ayrımı yapmak, özellikle roman ve öykü çözümlemelerinde büyük önem taşır.
## Birinci kişi anlatıcı
“Odaya girdiğimde herkes sustu” diyen anlatıcı olayları kendi deneyimi üzerinden aktarır. Bu anlatım yakınlık sağlar; fakat bilgi alanını da sınırlar. Anlatıcı başka bir odada olanları doğrudan bilemez.
## Üçüncü kişi anlatıcı
“Ali odaya girdi ve herkes sustu” gibi bir anlatım üçüncü kişi anlatımıdır. Ancak üçüncü kişi anlatıcı her şeyi bilen bir konumda olmak zorunda değildir. Yalnızca bir karakterin zihnine yakın durabilir veya daha geniş bir bilgi alanına sahip olabilir.
## Güvenilir olmayan anlatıcı
Bazı eserlerde anlatıcının aktardıklarının doğruluğundan şüphe ederiz. Anlatıcı yalan söyleyebilir, yanılabilir, olayları yanlış hatırlayabilir veya kendi davranışlarını haklı gösterebilir. Bu durumda okur, anlatıcının söyledikleri ile metnin başka işaretlerini karşılaştırır.
## Anlatıcı neden önemlidir?
Aynı olay farklı anlatıcılarla bambaşka bir hikâyeye dönüşebilir. Bir cinayeti katilin gözünden okumakla soruşturmacının gözünden okumak aynı bilgi ve duygu düzenini yaratmaz.
## Sonuç
Anlatıcı, yalnızca hikâyeyi “anlatan kişi” değildir. Bilginin miktarını, olaylara yakınlığı ve okurun kime güveneceğini belirleyen temel anlatı araçlarından biridir.
