Bir roman karakterini tanımak için çoğu okur önce onun ne söylediğine bakar.
Ne düşünüyor? Ne istiyor? Kimi seviyor? Neden öfkeli?
Oysa güçlü bir roman karakteri çoğu zaman kendisini doğrudan anlatmaz. Hatta bazen söylediği şeyler, onu anlamanın en güvenilir yolu bile değildir.
Bir karakteri gerçekten okumaya başladığınızda başka ayrıntılar önem kazanır:
Kimsenin görmediği yerde ne yapıyor? Aynı soruya farklı zamanlarda nasıl cevap veriyor? Kimin yanında değişiyor? Neyi sürekli erteliyor? Başkaları hakkında konuşurken aslında kendisi hakkında ne söylüyor?
İşte karakter çözümlemesi burada başlar.
Çünkü roman karakteri, yalnızca yazarın bize verdiği bilgilerden oluşmaz. Davranışları, seçimleri, suskunlukları, alışkanlıkları ve çelişkileri de onun portresinin parçalarıdır.
Karakteri Tanımak ile Karakteri Çözmek Aynı Şey Değildir
Bir karakter hakkında “zengin”, “kibirli”, “utangaç”, “cesur” veya “kötü” demek kolaydır.
Fakat bunlar henüz çözümleme değildir.
Asıl soru şudur:
“Metin bana bu karakterin böyle olduğunu nasıl gösteriyor?”
Örneğin bir karakter kendisini cesur olarak tanımlayabilir. Fakat roman boyunca zor anlarda sürekli geri çekiliyorsa, okur burada bir çatışma olduğunu fark eder.
Ya da karakter kendisini fedakâr biri olarak görebilir; fakat yaptığı fedakârlıkların karşılığında sürekli takdir bekliyorsa, davranışının altında başka bir ihtiyaç bulunabilir.
Karakter çözümlemesi, işte bu küçük çatlaklardan ilerler.
Bir Karakteri En Çok Kendi Sözleri mi Ele Verir?
Her zaman değil.
Bir karakterin kendi hakkında söyledikleri, onun gerçekliği kadar kendi algısını da gösterir.
“Ben insanlara güvenmem.”
Bu cümle ilk bakışta karakter hakkında açık bir bilgi verir.
Fakat hemen ardından başka sorular gelmelidir:
- Gerçekten kimseye güvenmiyor mu?
- Yoksa belirli bir kişiye güvenmekten mi korkuyor?
- Daha önce yaşadığı bir olay bu düşünceyi değiştirmiş olabilir mi?
- Başka karakterler onu aynı şekilde mi görüyor?
Bir karakterin kendisi hakkındaki açıklaması ile romanın bize gösterdiği karakter arasında fark varsa, asıl ilginç malzeme ortaya çıkar.
Karakteri Başkalarının Gözünden de Okuyun
Bir romanda aynı kişi farklı karakterlerin gözünde tamamen farklı görünebilir.
Birinin “soğuk” dediğine başka biri “ölçülü” diyebilir.
Birinin “cesur” gördüğü davranış, başka bir karakter için düşüncesizlik olabilir.
Bu nedenle bir karakteri yalnızca kendi sözlerinden okumak, romanın sunduğu görüntünün tek bir kamerasına bakmak gibidir.
Özellikle çok karakterli romanlarda başkalarının karakter hakkındaki yorumları önemli ipuçları taşır.
Fakat burada da dikkatli olmak gerekir.
Başka bir karakterin söylediği şey de mutlak gerçek değildir.
O da yanılıyor, kıskanıyor, öfkeleniyor veya kendi çıkarına göre konuşuyor olabilir.
Böylece roman içinde küçük bir algı ağı oluşur.
Bir karakteri anlamak için yalnızca onun kim olduğunu değil, başkalarının onu neden farklı gördüğünü de düşünmek gerekir.
Bir Karakterin En İlginç Yeri: Çelişkileri
Gerçek hayatta insanlar tutarlı varlıklar değildir.
Cesur bir insan korkabilir. İyi niyetli biri bencil davranabilir. Sevdiğimiz birine haksızlık edebiliriz. Bir konuda çok kesin konuşup birkaç gün sonra fikrimizi değiştirebiliriz.
Roman karakterleri de böyledir.
Bu nedenle karakteri tek bir sıfatın içine hapsetmek çoğu zaman romanın karmaşıklığını azaltır.
Örneğin bir karakterin cimri olduğunu düşünelim.
Fakat aynı karakter yalnızca bir kişiye karşı cömert davranıyorsa, asıl soru “Cimri mi, cömert mi?” değildir.
Asıl soru şudur:
“Kime karşı neden değişiyor?”
Karakteri açıklayan şey bazen özelliğin kendisinden çok, o özelliğin kimlerin yanında değiştiğidir.
Anna Karenina‘da Bir Karakteri Yalnızca “Aşk” ile Açıklamak Neden Yetmez?
Anna Karenina üzerine konuşurken karakteri yalnızca aşk ilişkisi üzerinden okumak kolaydır. Oysa Tolstoy’un romanında Anna’nın davranışları; toplum, evlilik, annelik, statü, kıskançlık, yalnızlık ve kabul görme ihtiyacı gibi farklı alanlarla birlikte düşünülür.
Bu nedenle karakter çözümlemesinde “Anna neden Vronski’yi sevdi?” sorusu tek başına yeterli değildir.
Daha geniş sorular gerekir:
Anna’nın çevresindeki insanların bakışları davranışlarını nasıl değiştiriyor? Toplumsal kabul onun için neden giderek daha önemli hâle geliyor? Aynı olayları farklı zamanlarda neden farklı yorumluyor?
Karakter böyle okunduğunda, tek bir motivasyonun içine sığmayan daha karmaşık bir insan portresi ortaya çıkar.
Bir Karakterin Seçimleri, Sözlerinden Daha Çok Şey Söyleyebilir
Karakter çözümlemesinde kullanabileceğiniz en güçlü yöntemlerden biri şudur:
Karakterin söylediklerini bir kenara bırakın ve yalnızca seçimlerine bakın.
Önünde iki seçenek varken hangisini seçti?
Bir şeyi söylemek ile susmak arasında kaldığında ne yaptı?
Kolay olanı mı, doğru olduğuna inandığı şeyi mi seçti?
Bir kararının sonucunu üstlendi mi, yoksa sorumluluğu başkasına mı bıraktı?
Karakterin seçimleri, onun değerlerini çoğu zaman açıklamalarından daha açık biçimde gösterir.
Tekrarlanan Küçük Hareketleri Kaçırmayın
Roman yazarları bazen karakteri büyük açıklamalarla değil, küçük tekrarlarla kurar.
Bir karakter sürekli saate bakabilir.
Her tartışmadan önce pencereye yönelebilir.
Bir başkasının adını anmaktan kaçınabilir.
Her karşılaşmada aynı cümleyi kullanabilir.
Bu ayrıntılar ilk okumada önemsiz görünebilir.
Fakat tekrar eden bir davranış, karakterin görünmeyen bir gerilimini taşıyor olabilir.
Burada okurun yapacağı şey çok basittir:
Tekrarları işaretlemek.
Bir davranış ikinci kez ortaya çıktığında hatırlayın. Üçüncü kez ortaya çıktığında artık bunun tesadüf olma ihtimalini sorgulayın.
Bir Karakterin En Çok Neyi Ertelediğine Bakın
Bir insanı tanımak için yalnızca ne yaptığını değil, neyi yapmadığını da incelemek gerekir.
Romanlarda ertelenen kararlar özellikle önemlidir.
Karakter bir mektup yazacak ama yazmıyor olabilir.
Bir gerçeği söyleyecek ama sürekli başka bir konuya geçebilir.
Bir yere gidecek ama her defasında vazgeçebilir.
Bir ilişkiyi bitirmesi gerektiğini bildiği hâlde bunu yapmayabilir.
Bu ertelemeler karakterin korkusunu, arzusunu veya iç çatışmasını doğrudan açıklamadan gösterebilir.
Bu yüzden bazen şu soru, “Karakter ne istiyor?” sorusundan daha güçlüdür:
“Karakter yapmak zorunda olduğunu bildiği hâlde neyi yapmıyor?”
Bir Karakter Ne Zaman Değişmiş Sayılır?
Her davranış değişikliği karakter gelişimi değildir.
Bir karakter bugün öfkeliyken yarın sakin olabilir. Bu tek başına dönüşüm anlamına gelmez.
Karakter değişimini anlamak için daha derin bir değişime bakmak gerekir.
Başlangıçta önem verdiği şey artık önemini kaybetmiş olabilir.
Daha önce kaçtığı bir gerçekle yüzleşmiş olabilir.
Bir başkasını suçlarken artık kendisini sorgulamaya başlamış olabilir.
Yani karakter değişimi çoğu zaman davranıştan önce değerler sisteminde gerçekleşir.
Bu nedenle romanı bitirdiğinizde karakterin ilk bölümlerdeki hâliyle son bölümlerdeki hâlini karşılaştırmak son derece öğreticidir.
Karakter Çözümlemek İçin Küçük Bir Okuma Deneyi
Bir sonraki romanınızda yalnızca bir karakter seçin.
Okurken aşağıdaki beş şeyi not edin:
- Kendisi hakkında söylediği önemli cümleler
- Başkalarının onun hakkında söyledikleri
- Tekrarladığı davranışlar
- Vermekte zorlandığı kararlar
- Sözleriyle davranışları arasındaki çelişkiler
Roman bittiğinde bu notları yan yana koyun.
Sonra tek bir cümle yazın:
“Bu karakter kendisi hakkında neye inanıyor, roman ise bana onun hakkında ne gösteriyor?”
Aradaki fark, çoğu zaman karakterin asıl hikâyesidir.
Sonuç: İyi Karakter, Çözülecek Bir Bulmaca Değildir
Bir roman karakterini çözmek, onu tek bir psikolojik açıklamaya indirgemek değildir.
Tersine, karakterin neden çelişkili olduğunu, neden bazı insanlarla değiştiğini, neden bazı kararları ertelediğini ve kendi hakkında neden yanılabileceğini görmektir.
İyi karakterler bize kendilerini tamamen açıklamaz.
Onları davranışlarından, seçimlerinden, suskunluklarından ve başkalarının gözlerindeki farklı görüntülerinden bir araya getiririz.
Bu yüzden roman okurken bir karakter için “Böyle biri” demeden önce bir adım daha atın.
“Bunu nereden biliyorum?” diye sorun.
Belki karakter bunu kendisi söyledi.
Belki başka biri söyledi.
Belki de siz, metindeki küçük işaretleri bir araya getirerek böyle düşündünüz.
İşte edebî okuma tam o noktada derinleşir.
Çünkü roman karakteri bize hazır verilmiş bir insan değildir. Sayfalar boyunca yavaş yavaş kurulur.
Ve bazen en ilginç karakter, hakkında en çok şey söylenen değil; hakkında söylenenlerle yaptığı şeyler arasında en büyük mesafeyi taşıyan karakterdir.
Kaynaklar ve Başvuru Notları
- Roman karakteri ve karakter çözümlemesine ilişkin temel anlatıbilim ve edebiyat inceleme yaklaşımları.
- Lev Tolstoy, Anna Karenina.
- Karakter çözümlemesinde doğrudan alıntı kullanılacaksa başvurulan eserin kullanılan Türkçe baskısının esas alınması önerilir.
