Karakter Gelişimi Nasıl Yazılır? Bir Karakterin Değişimini İnandırıcı Kılmak
Bir romanın başında insanlardan nefret eden bir karakter düşünelim. Hikâyenin sonunda bu karakterin herkese yardım etmeye başladığını, eski düşmanlarıyla barıştığını ve hayata umutla baktığını görüyoruz. Aradaki olaylar ne kadar heyecanlı olursa olsun, bu dönüşümün nasıl gerçekleştiğini bilmiyorsak karakterin değişimine inanmakta zorlanırız.
Çünkü karakter gelişimi, bir kişinin hikâye boyunca farklı davranışlar sergilemesinden ibaret değildir. Asıl mesele, **karakterin dünyayı algılama biçiminin, seçimlerinin ve kendisi hakkındaki düşüncelerinin hangi deneyimler sonucunda değiştiğini göstermektir.**
Bir karakter korkaklıktan cesarete, bencillikten fedakârlığa ya da iyimserlikten karamsarlığa geçebilir. Ancak bu değişimin okurda karşılık bulması için başlangıçtaki davranışların bir nedeni, dönüşümü zorlayan olayların bir ağırlığı ve son kararı anlamlı kılan bir bedeli bulunmalıdır.
1. Karakterin görünen davranışının ardındaki nedeni bulun
Bir karakteri tanımak için yalnızca ne yaptığını bilmek yetmez. Aynı davranışın arkasında birbirinden farklı nedenler bulunabilir.
Örneğin sürekli başkalarını eleştiren bir karakter düşünelim. Bu kişi kendisini herkesten üstün görüyor olabilir. Başarısız olmaktan korktuğu için başkalarının hatalarını öne çıkarıyor da olabilir. Çocukluğunda sürekli eleştirildiğinden, başkalarıyla ilişki kurmanın tek yolunu kusur bulmakta arıyor olabilir.
Bu üç ihtimal aynı karakteri üretmez. İlkinde kibir, ikincisinde güvensizlik, üçüncüsünde öğrenilmiş bir ilişki biçimi öne çıkar. Karakterin geçmişi ve davranışlarının sonuçları, bu ihtimallerden hangisinin anlatı için anlamlı olduğunu belirler.
Yazarın karakter için mutlaka ayrıntılı bir çocukluk hikâyesi hazırlaması gerekmez. Okurun bilmesi gereken, karakterin bütün geçmişi değil, bugünkü davranışını anlaşılır kılan temel bağlantıdır.
Bunun için şu ayrımı yapmak yararlıdır:
– **İstek:** Karakter şu anda neyi elde etmeye çalışıyor?
– **Korku:** Bu isteğin önündeki hangi ihtimalden kaçınıyor?
– **İnanç:** Hayat, insanlar veya kendisi hakkında hangi düşünceye tutunuyor?
– **Çelişki:** Davranışları, kendi hakkındaki düşüncesiyle nerede çatışıyor?
Örneğin dürüstlüğüyle övünen bir karakter, işini kaybetmemek için önemli bir gerçeği saklayabilir. Buradaki asıl malzeme yalnızca yalan söylemesi değildir. Kendini dürüst biri olarak görmesiyle yaptığı şey arasındaki çatışmadır. Karakter gelişimi, bu çatışmanın sonuçlarıyla yüzleştiği noktada başlayabilir.
2. Karakteri değiştirecek olay değil, seçim yaratın
Hikâyede ağır bir hastalık, ayrılık, ölüm, başarısızlık veya beklenmedik bir karşılaşma yaşanabilir. Ancak güçlü bir olay, karakteri kendiliğinden geliştirmez. Olayın ardından karakterin ne yaptığı önemlidir.
İşini kaybeden iki kişiyi düşünelim. Birincisi bütün sorumluluğu eski yöneticisine yükler ve yeni işinde aynı davranışları sürdürür. İkincisi ise uzun süre başkalarını suçladıktan sonra kendi kararlarının sonuçlarını incelemeye başlar. Aynı türden bir olay, iki karakterde farklı sonuçlar doğurmuştur.
Bu fark, karakter gelişiminin önemli bir ilkesini gösterir: **Olaylar karakteri zorlayabilir; fakat karakterin verdiği karşılık, onun kim olduğunu ve nasıl değişebileceğini ortaya çıkarır.**
Bir karakteri dönüştürecek sahneyi tasarlarken şu soruları sorabilirsiniz:
– Karakter sahneye hangi beklentiyle giriyor?
– Karşılaştığı durum, hangi beklentisini boşa çıkarıyor?
– Önünde hangi seçenekler bulunuyor?
– Seçeneklerden hangisini seçiyor ve bunun bedelini ödüyor mu?
– Sahnenin sonunda neyi eskisi gibi düşünemiyor?
Bu soruların her sahnede ayrı ayrı sorulması gerekmez. Ancak karakterin önemli dönemeçlerinde bunlara karşılık bulmak, değişimin olayların arasına serpiştirilmiş bir açıklama olarak kalmasını önler.
3. Değişimi açıklamayın; davranışlar arasındaki farkı gösterin
Bir karakterin değiştiğini doğrudan söylemek kolaydır. Onun değiştiğini okura hissettirmek ise sahne kurmayı gerektirir.
Örneğin hikâyenin başında hatasını kabul etmekten kaçınan bir karakter düşünelim. Bir tartışmada karşısındakinin sözünü kesiyor, kendini savunuyor ve sonunda suçu başkasına yüklüyor. Hikâyenin ilerleyen bölümünde benzer bir durumla karşılaştığında hemen cevap vermek yerine susuyor. Ardından, “Burada benim de payım var,” diyor.
İkinci sahne, ilk sahnenin yalnızca tekrarı değildir. Karakterin aynı türden bir baskı altında farklı bir seçim yapabildiğini gösterir. Üstelik değişimin ne kadar ilerlediğini anlamak için uzun bir açıklamaya ihtiyaç duyulmaz.
Karakter gelişiminde tekrarlar bu nedenle değerlidir. Aynı kişi, benzer durumlarla farklı zamanlarda karşılaştırıldığında değişim görünür hâle gelir. Burada önemli olan, her tekrarın yeni bir anlam taşımasıdır.
Başlangıçta başkasından yardım istemeyen bir karakter, ilk kez yardım istemeyi düşünebilir; sonra bunu yapmaktan vazgeçebilir; daha sonra zor durumda kaldığında yardım isteyebilir ama karşılığında minnet duymaktan rahatsız olabilir. Bu ara aşamalar, değişimi bir düğmeye basılmış gibi ani olmaktan çıkarır.
4. Karakter gelişimini küçük sahnelerle kurun
Büyük yüzleşmeler, itiraflar ve kararlar etkili olabilir. Fakat bir insanın değişimi çoğu zaman gündelik davranışlarında belirginleşir.
Sürekli kendisinden söz eden biri, ilk kez karşısındakinin anlattıklarını gerçekten dinleyebilir. Her tartışmayı kazanmak isteyen biri, haklı olduğunu bildiği hâlde konuşmayı sürdürmeyebilir. Çocuğunun kararlarını kontrol eden bir anne, onun hata yapmasına izin verebilir. Bu davranışlar dışarıdan önemsiz görünebilir; fakat karakterin eski alışkanlığı düşünüldüğünde anlam kazanırlar.
Küçük bir sahne, karakterin dönüşümünü anlatan uzun bir paragraftan daha etkili olabilir. Çünkü okur, değişimi yalnızca öğrenmez; davranışın gerçekleştiği ana tanıklık eder.
Örneğin çocuğunun yerine sürekli karar veren bir babayı ele alalım.
İlk sahnede çocuk, okul gezisine katılmak istediğini söyler. Baba, çocuğun cümlesini bitirmesine izin vermeden tehlikeleri sıralar ve kararını açıklar.
İkinci sahnede çocuk benzer bir istekle geldiğinde baba yine itiraz etmek ister. Birkaç soru sorar, çocuğun hazırlığını dinler ve kendi kaygısının bir bölümünü dile getirir. Sonunda izin verir; fakat bütün endişelerinden kurtulmuş değildir.
Bu ikinci sahne, babayı bir anda kusursuz ve anlayışlı bir insana dönüştürmez. Kontrol etme isteği sürmektedir, ancak artık bu isteğin karşısında başka bir düşünce de vardır: Çocuğunun kendi kararlarını vermesi gerektiği.
İnandırıcı gelişim çoğu zaman böyle görünür. Eski eğilim bütünüyle ortadan kalkmaz; karakter onunla başka türlü baş etmeyi öğrenir.
5. Karakterin değişiminin bir bedeli olsun
Bir dönüşüm karaktere yalnızca mutluluk, başarı ve huzur getiriyorsa okur, bu değişimin ne kadar zor olduğunu yeterince hissedemeyebilir.
Yıllardır ailesinin beklentilerine göre yaşayan bir karakter kendi hayatına karar verdiğinde ailesinin desteğini kaybedebilir. Herkesi memnun etmeye çalışan biri ilk kez hayır dediğinde bencil olmakla suçlanabilir. Gerçeği söylemeye karar veren biri, uzun süredir koruduğu bir ilişkinin sona ermesiyle karşılaşabilir.
Bunlar, karakter gelişimini inandırıcı kılan bedellerdir. Karakterin doğru bir karar vermesi, o kararın kolay olacağı anlamına gelmez.
Üstelik her gelişim olumlu yönde gerçekleşmez. Bir karakter yaşadığı deneyimlerden sonra daha anlayışlı olabileceği gibi daha kuşkucu, acımasız veya içine kapanık da olabilir. Başlangıçta iyi niyetli olan biri, sürekli aşağılanmanın ardından başkalarını küçümsemeye başlayabilir. Başarılı olmak isteyen biri, başarısızlık korkusuyla giderek daha zalim davranabilir.
Dolayısıyla karakter gelişimi, karakterin mutlaka daha iyi bir insana dönüşmesi değildir. Değişimin yönü ne olursa olsun, okurun bu dönüşümün nasıl oluştuğunu takip edebilmesi gerekir.
6. Karakterin değişmediği bir hikâye de yazabilirsiniz
Her hikâyenin sonunda karakterin değişmesi gerekmez. Bazen anlatının asıl gücü, karakterin değişmeyi reddetmesinden doğar.
Kendisini haklı çıkarmak için her fırsatı kullanan bir karakter, karşısına çıkan bütün kanıtlara rağmen inancından vazgeçmeyebilir. Bir başkası, hayatını değiştirebilecek bir fırsatı kendi korkuları yüzünden geri çevirebilir. Böyle bir hikâyede karakterin değişmemesi, anlatının başarısızlığı değildir. Bu direnç, anlatılmak istenen şeyin merkezinde bulunabilir.
Ancak değişmeme durumu da sahnelerde karşılık bulmalıdır. Karakter aynı hatayı tekrar tekrar yapıyor ve her seferinde hiçbir yeni sonuçla karşılaşmıyorsa anlatı yerinde sayar. Buna karşılık her yeni olay, karakterin tutunduğu düşüncenin bedelini ağırlaştırıyorsa değişmeyen karakter de gelişen bir hikâyenin merkezinde yer alabilir.
Burada değişen karakter değil, okurun o karakteri anlama biçimi olabilir. Başlangıçta güçlü görünen bir inat, ilerleyen sayfalarda korkunun belirtisine dönüşebilir. İlk başta sadakat gibi algılanan bir davranış, sonunda bağımlılık veya kendini kandırma olarak okunabilir.
7. Edebiyattan iki farklı karakter gelişimi örneği
Jean Valjean: Değişimin bir kararla başlayıp seçimlerle sürmesi
Victor Hugo’nun
Sefiller romanındaki Jean Valjean, geçmişinin yükünü taşıyan ve toplumsal dışlanmayla karşı karşıya kalan bir karakterdir. Piskopos Myriel’in kendisine gösterdiği merhamet, hayatında belirleyici bir kırılma yaratır. Fakat Valjean’ın dönüşümünü yalnızca bu karşılaşmayla açıklamak eksik kalır.
Asıl önem taşıyan, bu karşılaşmanın ardından Valjean’ın nasıl bir hayat sürmeyi seçtiğidir. Eski kimliğinin ve geçmişinin izleri tamamen silinmez. Yasayla, vicdanıyla ve başkalarına karşı sorumluluğuyla ilişkisi roman boyunca yeniden sınanır.
Bu örnek, karakter gelişiminde tek bir olayın başlangıç oluşturabileceğini; fakat değişimin sonraki seçimlerle anlam kazandığını gösterir.
Raskolnikov: Bir düşüncenin kendi sahibiyle çatışması
Dostoyevski’nin
Suç ve Ceza romanında Raskolnikov, insanları sıradan olanlar ve olağanüstü kişiler şeklinde ayıran düşünceleriyle kendi eylemini gerekçelendirmeye çalışır. Ancak yaşadıkları, kurduğu teorinin güvenli sınırlarını giderek daraltır.
Raskolnikov’un iç çatışması, yalnızca yaptığı eylemin sonuçlarından korkmasıyla açıklanamaz. Kendisini ve insan doğasını anlamlandırmak için kullandığı düşünceler de sınanmaktadır. Okur, karakterin sözleriyle davranışları arasındaki gerilimi izledikçe onun kendisi hakkındaki iddialarını yeniden değerlendirmeye başlar.
Bu roman, karakter gelişiminin her zaman doğrusal bir ilerleme olmadığını gösterir. Karakter bir düşünceden uzaklaşırken ona yeniden tutunabilir; gerçeği görmeye yaklaşırken kendini savunmaya çalışabilir. Çelişkiler, değişimin önündeki gereksiz engeller değil, değişimi görünür kılan unsurlar olabilir.
8. Karakter gelişiminde sık yapılan hatalar
Değişimi bir anda gerçekleştirmek: Karakter, aradaki deneyimler ve seçimler gösterilmeden bir olayın ardından bambaşka birine dönüşür. Dönüşümün nedenleri sahnelerde kurulmadığı için okur sonuçla başlangıç arasında bağ kuramaz.
Geçmişi açıklayıp bugünkü davranışı ihmal etmek: Karakterin çocukluğu, travmaları ve aile ilişkileri uzun uzun anlatılır; fakat bunların şimdiki seçimleri nasıl etkilediği gösterilmez. Geçmiş bilgisi, davranışın yerine geçmez.
Karakteri yalnızca olaylara tepki veren biri hâline getirmek: Her şeyi başkaları başlatır, karakter yalnızca sürüklenir. Oysa karakterin hikâyeye katkısı, olaylara verdiği tepkiler kadar kendi kararlarıyla da oluşur.
Değişimi sürekli açıklamak: Anlatıcı, karakterin artık daha cesur, anlayışlı veya olgun olduğunu tekrar tekrar söyler. Buna karşılık okurun görebileceği davranışlar sınırlıdır. Açıklama arttıkça sahnelerin etkisi azalır.
Eski kişiliği tamamen silmek: Karakter geliştiğinde başlangıçtaki eğilimlerinin tümü ortadan kalkar. Oysa insan değişirken geçmişini yanında taşır. Cesur biri hâlâ korkabilir; yalnızca korktuğunda ne yaptığı değişebilir.
9. Bir karakterin gelişimini nasıl gözden geçirebilirsiniz?
Taslağınızı bitirdiğinizde karakterin hikâye boyunca değiştiğini düşündüğünüz üç sahneyi seçin: başlangıca yakın bir sahne, dönüşümün belirginleştiği bir sahne ve sona yakın bir sahne.
Bu sahneleri yan yana koyup şu sorulara bakın:
- Karakterin başlangıçta savunduğu düşünce veya alışkanlık neydi?
- Bu düşünceyi zorlayan olaylar gerçekten yaşandı mı, yoksa değişim yalnızca anlatıcı tarafından mı bildirildi?
- Karakterin verdiği kararlar arasında gözle görülür bir fark var mı?
- Yeni davranışının bir bedeli veya sonucu oldu mu?
- Hikâyenin sonunda karakterin eski hâlinden kalan, hâlâ hissedilebilen bir iz var mı?
Bu soruların amacı her karakteri belirli bir dönüşüm şemasına uydurmak değildir. Amaç, okurun karakterin geldiği noktayı başlangıçtaki hâliyle ilişkilendirebilmesini sağlamaktır.
Sonuç: Değişim, karakterin seçimlerinde görünür
Karakter gelişimi, bir insanın hikâye boyunca başına gelen olayların toplamı değildir. Bu olayların onun inançlarını, korkularını ve başkalarıyla ilişkisini nasıl etkilediğinin anlatılmasıdır.
Bir karakter büyük bir karar verebilir; fakat o kararın anlamı, öncesinde yaptığı küçük seçimlerde saklı olabilir. Bir başkası değişmeyi reddedebilir; ancak bu direncin sonuçları hikâye boyunca ağırlaşabilir. Her iki durumda da okurun izlemesi gereken şey, karakterin ne olduğuna dair açıklamalar değil, düşünceleriyle davranışları arasındaki ilişkidir.
**Okur, karakterin değiştiğine anlatıcı söylediği için değil, aynı insanın artık eskisi gibi davranamadığını gördüğü için inanır.**