Bazı romanlar ilk bakışta bize bir aşk hikâyesi anlatıyor gibi görünür. Jane Austen’ın Gurur ve Önyargı romanı da böyledir. Elizabeth Bennet ile Fitzwilliam Darcy arasındaki ilişki, anlatının merkezinde yer alır; ancak romanı yalnızca iki insanın birbirine âşık olma hikâyesi olarak okumak, Austen’ın asıl oyunlarından birini gözden kaçırmamıza neden olur.
Çünkü bu romanda insanlar birbirlerini yalnızca tanımaz; aynı zamanda sürekli yorumlar, sınıflandırır ve yanlış değerlendirir.
Elizabeth’in Darcy hakkındaki ilk kanaati, romanın başlığındaki “önyargı” kavramının en önemli örneklerinden biridir. Darcy’nin gururu ise Elizabeth’in ona yönelik değerlendirmelerini etkileyen başka bir katman oluşturur.
Roman ilerledikçe iki karakterin birbirini anlamasından önce, kendi yargılarının ne kadar güvenilir olduğunu sorgulaması gerekir.
Bir Evlilik Haberi Neden Bu Kadar Önemlidir?
Romanın daha ilk cümlelerinden itibaren evlilik konusu toplumsal hayatın merkezine yerleştirilir.
Varlıklı ve bekâr bir erkeğin bölgeye gelmesi, yalnızca romantik bir haber değildir. Böyle bir evlilik ihtimali, aileler açısından ekonomik güvence, sosyal konum ve geleceğin güvence altına alınması anlamına gelebilir.
Özellikle Bennet ailesinin durumu düşünüldüğünde evlilik meselesinin neden bu kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılır. Ailenin mülkü erkek soyundan geçecek şekilde düzenlendiği için kızların geleceği açısından evlilik yalnızca duygusal bir tercih değildir.
Bu nedenle Mrs. Bennet’ın kızlarını evlendirme konusundaki ısrarı yalnızca komik bir davranış olarak görülmemelidir.
Onun telaşının arkasında dönemin ekonomik ve toplumsal gerçeklikleri de vardır.
Austen ise bu ciddi meselenin çevresinde son derece mizahi bir anlatım kurar. Böylece evlilik hem romantik hem ekonomik hem de toplumsal bir kurum olarak karşımıza çıkar.
Elizabeth Neden Yanılabilir?
Elizabeth Bennet romanın en zeki ve gözlemci karakterlerinden biridir. Ancak Austen önemli bir ayrım yapar:
Zeki olmak, her zaman doğru değerlendirmek anlamına gelmez.
Elizabeth insanları gözlemlemeyi sever. İnsanların davranışlarını yorumlar, konuşmalarındaki anlamları yakalamaya çalışır ve özellikle Darcy hakkında oldukça hızlı bir kanaat oluşturur.
Fakat burada romanın önemli bir ironisi ortaya çıkar.
Elizabeth, Darcy’yi yalnızca yaptığı davranışlara bakarak değerlendirdiğini düşünür. Oysa giderek kendi zihninde oluşturduğu Darcy imgesini değerlendirmeye başlamıştır.
Bir insan hakkında ilk kanaat oluştuğunda, sonraki davranışlarını da çoğu zaman bu kanaate uygun biçimde yorumlamak mümkündür.
Elizabeth’in yaşadığı dönüşüm tam da bu nedenle önemlidir.
O yalnızca Darcy hakkında yanıldığını fark etmez; kendi yargı mekanizmasının da kusursuz olmadığını fark eder.
İlk İzlenim Neden Bu Kadar Güçlüdür?
Darcy’nin ilk karşılaşmalardaki mesafeli tavrı Elizabeth’in onun hakkındaki kanaatini güçlendirir. Darcy’nin kibirli görünmesi, Elizabeth’in zaten oluşmaya başlayan önyargısıyla birleşir.
Sonrasında Wickham’ın anlattıkları da Elizabeth’in Darcy hakkındaki düşüncesini pekiştirir.
Burada Austen okurla da bir oyun oynar.
Okur, olayları Elizabeth’in bakışına yakın bir noktadan takip ettiği için onun yorumlarına kolayca yaklaşabilir. Elizabeth bir karakter hakkında olumlu ya da olumsuz düşündüğünde, okur da onun değerlendirmesini benimsemeye eğilim gösterebilir.
Fakat roman ilerledikçe bu bakış açısının sınırları ortaya çıkar.
Austen, okuru yalnızca karakterleri değil, kendi okuma biçimini de yeniden değerlendirmeye zorlar.
Darcy’nin Gururu
Darcy’nin davranışlarını yalnızca “kibir” kelimesiyle açıklamak da romanı basitleştirir.
Darcy gerçekten gururlu ve mesafeli davranır. Sosyal konumunun farkındadır ve insanlarla arasındaki sınıfsal farkı önemser. Ancak roman ilerledikçe onun davranışlarının ardındaki düşünceler daha karmaşık hâle gelir.
Elizabeth’in ailesine ilişkin değerlendirmeleri de Darcy’nin ilk yaklaşımını etkiler.
Fakat Darcy’nin asıl dönüşümü, Elizabeth’e karşı hislerini fark etmesiyle birlikte kendi davranışlarını sorgulamasıyla başlar.
Elizabeth’in eleştirileri onun için yalnızca romantik bir reddediliş değildir.
Kendisinin nasıl göründüğünü fark etmesini sağlayan bir ayna işlevi görür.
İroni: Karakterlerin Bildiği ile Okurun Gördüğü Arasındaki Mesafe
Jane Austen’ın anlatı sanatının en güçlü yönlerinden biri ironidir.
Karakterlerin kendileri hakkında düşündükleri ile okurun onların davranışlarından çıkardığı sonuç arasında sürekli bir mesafe oluşur.
Mrs. Bennet bunun en belirgin örneklerinden biridir. Onun evlilik konusundaki telaşı çoğu zaman komik görünür. Ancak bu komikliğin altında kızlarının geleceğine ilişkin gerçek bir kaygı vardır.
Mr. Collins de benzer biçimde yalnızca komik bir karakter değildir. Onun konuşma biçimi, kendisine verdiği önem ve sosyal ilişkileri değerlendirme biçimi, dönemin sınıf ve statü anlayışını görünür kılar.
Austen karakterlerini sürekli açıklamak yerine onları konuşturur.
Bu nedenle romanın ironisi çoğu zaman anlatıcının açık bir hükmünden değil, karakterin kendi sözleriyle kendisini ele vermesinden doğar.
Aşk mı, Değişim mi?
Gurur ve Önyargı‘nın duygusal gelişimi yalnızca iki insanın birbirine yaklaşması değildir.
Elizabeth ve Darcy birbirlerinden hoşlanmaya başladıkları için değil, birbirleriyle karşılaştıkça kendi düşüncelerini sorgulamak zorunda kaldıkları için değişirler.
Elizabeth’in Darcy hakkındaki düşüncesi değişir.
Darcy de kendi davranışlarını yeniden değerlendirmek zorunda kalır.
Bu nedenle romanın aşk hikâyesi aynı zamanda iki karakterin kendilerini yeniden değerlendirme hikâyesidir.
Elizabeth’in dönüşümü özellikle önemlidir. Çünkü onun için mesele yalnızca Darcy’yi yanlış değerlendirmiş olmak değildir. Kendi zekâsına ve gözlem yeteneğine fazla güvenmiş olabileceğini kabul etmesi gerekir.
Darcy açısından ise gururunun ve sosyal mesafesinin başkaları üzerinde nasıl bir etki yarattığını görmek gerekir.
Elizabeth’in Asıl Öğrendiği Şey
Elizabeth’in roman boyunca kazandığı en önemli farkındalıklardan biri, kendi yargılarının da yanılabilir olduğudur.
Romanın belirli bir noktasında yaşadığı şaşkınlık bu yüzden yalnızca Darcy hakkında değildir.
Elizabeth kendi zihninin işleyişiyle de karşılaşır.
Bir insanı değerlendirdiğini sanırken aslında kendi beklentilerini, hoşlanıp hoşlanmadığı şeyleri ve başkalarının anlattığı hikâyeleri de değerlendirmesine katmıştır.
Bu açıdan Gurur ve Önyargı, yalnızca “yanlış anlaşılma” romanı değildir.
İnsanların kendi yargılarına ne kadar güvenebileceğini sorgulayan bir romandır.
Sınıf Meselesi
Elizabeth ile Darcy arasındaki mesafe yalnızca servet farkından ibaret değildir.
Aile geçmişleri, sosyal çevreleri, görgü anlayışları ve evlilik konusundaki beklentileri de bu farkın parçalarıdır.
Darcy’nin çevresinde daha yüksek bir sosyal statü vardır. Elizabeth ise kendi ailesinin davranışlarından kaynaklanan bazı sosyal dezavantajlarla karşılaşır.
Austen sınıf farkını uzun açıklamalarla anlatmak yerine gündelik konuşmalar, davetler, ziyaretler ve evlilik pazarlıkları üzerinden gösterir.
Bu nedenle romandaki sosyal sınıf meselesi yalnızca “zengin ile fakir” karşıtlığı değildir.
Kimin kiminle aynı ortamda bulunabileceği, kimin kiminle evlenmesinin uygun görüldüğü ve insanların birbirlerine hangi ölçülerle değer biçtiğiyle ilgilidir.
Evlilik: Aşkın Ötesinde Bir Karar
Romanda farklı evlilik biçimlerinin yan yana getirilmesi özellikle dikkat çekicidir.
Charlotte Lucas’ın yaptığı evlilik, ekonomik güvence ve toplumsal gerçekçilik açısından okunabilir. Lydia’nın evliliği ise daha düşüncesiz ve dürtüsel bir ilişki biçimini temsil eder.
Elizabeth ile Darcy’nin ilişkisi ise bu iki uç arasında farklı bir yol oluşturur.
Onların evliliği yalnızca romantik çekime değil, birbirlerini tanıma ve kendi hatalarını fark etme sürecine dayanır.
Bu nedenle Austen’ın romanında evlilik tek bir anlam taşımaz.
Evlilik kimi karakter için güvence, kimi için sosyal yükseliş, kimi için tutku, kimi içinse kişisel uyum arayışıdır.
Wickham ve Yanlış Kanaatin Gücü
George Wickham karakteri, Elizabeth’in insanları değerlendirme biçimini anlamak açısından önemlidir.
Wickham ilk bakışta Darcy’nin tam karşıtı gibi görünür. Sıcakkanlıdır, konuşkandır ve Elizabeth’in hoşuna gidecek bir anlatı sunar.
Darcy ise mesafeli ve gururlu görünür.
Elizabeth’in zihninde oluşan karşıtlık bu nedenle oldukça kolaydır:
Wickham güvenilir görünürken Darcy güvenilmez görünür.
Fakat Austen okurun bu ilk izlenime fazla güvenmemesini sağlar.
Wickham’ın anlattıkları ile gerçekler arasındaki fark ortaya çıktığında Elizabeth yalnızca Darcy hakkındaki kanaatini değil, insanları görünüşlerine göre değerlendirme biçimini de yeniden düşünmek zorunda kalır.
Okur İçin İz Sürüş Yolu
Gurur ve Önyargı‘yı yeniden okurken olayların sonucunu bilmekten çok, karakterlerin birbirlerini hangi aşamada nasıl değerlendirdiklerine dikkat etmek romanın yapısını daha görünür hâle getirir.
- İlk izlenimleri takip edin: Elizabeth Darcy hakkında ilk olarak ne düşünüyor ve bu düşünce hangi olaylarla güçleniyor?
- Wickham’ın anlatısını sorgulayın: Elizabeth onun söylediklerine neden bu kadar kolay inanıyor?
- Darcy’nin davranışlarını değişim açısından okuyun: Onun Elizabeth’e yaklaşımında hangi noktalar değişiyor?
- İroniyi izleyin: Karakterlerin kendileri hakkında söyledikleri ile okurun gördüğü gerçeklik arasında nasıl bir fark oluşuyor?
- Evlilikleri karşılaştırın: Jane ve Bingley, Charlotte ve Collins, Lydia ve Wickham gibi çiftler romanın evlilik anlayışını nasıl çeşitlendiriyor?
- Elizabeth’in yanılgısını izleyin: Romanın sonunda Elizabeth yalnızca Darcy’yi mi daha iyi tanıyor, yoksa kendisini de mi?
Sonuç: İnsanları Tanımak, Kendini Tanımayı da Gerektirir
Gurur ve Önyargı, bir aşk romanı olarak okunabilir. Fakat romanın gücü yalnızca Elizabeth Bennet ile Fitzwilliam Darcy arasındaki duygusal yakınlaşmadan kaynaklanmaz.
Austen, aşk hikâyesinin içine ilk izlenimleri, sınıf farklarını, evlilik kurumunu, aile beklentilerini ve insanın kendi yanılgılarını fark etme sürecini yerleştirir.
Elizabeth’in en önemli değişimi Darcy hakkındaki düşüncesinin değişmesi değildir.
Asıl değişim, kendi yargılarının her zaman güvenilir olmadığını fark etmesidir.
Darcy açısından da benzer bir süreç yaşanır. O da kendi gururunun ve sosyal mesafesinin başkaları üzerinde nasıl bir etki yarattığını görmek zorunda kalır.
Bu nedenle romanın aşk hikâyesi, iki insanın birbirini bulmasından önce iki insanın kendi yanlışlarını fark etmesi üzerine kuruludur.
Romanı yeniden okurken şu üç soruyu her önemli karşılaşmada sormak, Austen’ın anlatı tekniğini daha açık hâle getirir:
Karakter ne düşünüyor?
Okur gerçekten ne görüyor?
Sonradan ne değişiyor?
Bu soruların arasındaki mesafe, Gurur ve Önyargı‘nın asıl edebî oyun alanıdır.
Çünkü bazen bir insanı yanlış tanımamızın nedeni onun kendisini yanlış göstermesi değil, bizim onu görmek istediğimiz biçimde görmemizdir.
Kaynaklar ve Başvuru Notları
- Jane Austen, Pride and Prejudice (Gurur ve Önyargı).
- Jane Austen, Gurur ve Önyargı, Elizabeth Bennet ve Fitzwilliam Darcy arasındaki ilişkileri ve Bennet ailesinin sosyal çevresini anlatan bölümler.
- Romanın farklı Türkçe çevirilerinde kişi adlarının ve bazı kavramların yazımı değişebileceğinden, doğrudan alıntı yapılacaksa kullanılan baskının esas alınması önerilir.
